Değişim Zordur!

Sevgili dönüşüm danışmanlık takipçileri, konu yalın dönüşüm olunca temel kavram değişim oluyor tabiki. Gelin Sn. Elvan Demirkan’ın sabah gazetesinde yayınlanan konumuzu anlatan güzel makalesini sizlerle paylaşmama müsaade edin.

Biz insanlar alışkanlıkları ile yaşayan yaratıklarız. Eğer bir şey bizi değişmeye zorlamıyorsa, alıştığımız şekilde yaşamaktan ödün veremiyoruz. Ne zaman spor yapmaya başlıyoruz? Doktorun “Hayat tarzını değiştirmezsen hayatın tehlikede” sözleri üzerine… Korku birdenbire bizi sağlıklı yaşamaya motive ediyor. Ya da ilişkilerde ne zaman birbirimize ne kadar değer verdiğimizi açıklıyoruz? Kaybetme korkusu olduğunda… Okul hayatında ne zaman gerçekten oturup, ders çalışmaya başlıyoruz? Sınıfta kalma tehlikesi ortaya çıktığında. İş hayatında müşteri hizmetini nasıl öğreniyoruz? Müşteriyi kaybettikten sonra… Örnekleri çoğaltabiliriz ama demek istediğimi anlamışsınızdır. Genelde kötü tecrübelerimiz, değişmek için hayatımızın dönüm noktasıdır. Olgunluk genelde başarı ile değil, kaybetmekle yerleşiyor insana. Bu yüzden yavaş yavaş gerçekleşen değişim kalıcı oluyor. Sporu ve diyeti disiplinli bir şekilde götürebilmek, sigarayı bırakabilmek ya da bir ilişkiyi bitirebilmek için değişmeye çalıştığınızda beyninizin içinde neler olduğunu öğrenmek de, değişimi başarmanıza yardımcı olabilirmiş.

ALIŞKANLIK ENGELİ
Dopamin; bir şey yapabilmemiz için bize motivasyon sağlayan ve istediğimiz şeyi yapınca haz almamıza sebep olan beyinde bir leti maddesidir. Size haz veren bir şeyi (mesela şeker) ilk kez tecrübe ettiğinizde beyinde hemen dopamin salgılanması artıyor. O dopaminin bir bölümü beyinde hafızayı kontrol eden bölgeye kayıyor ve hafızanızda şekeri aldığınız zaman ödüllendirildiğiniz bağlantısını yapıyor. Dopamin, beyinde arzulamayı ve motivasyonu kontrol ettiği için, her şekerli madde gördüğünüzde yeme ihtiyacınız artıyor. Beyin bir süre sonra bu maddeye karşı tolerans kazanıyor ve kişi aynı hazzı yakalamak için miktarı arttırıyor, bu şekilde bağımlılık oluşuyor. Aynı şey davranışlarımız için de geçerli. Mesela sinirlendiğiniz her şeye agresif tepki verdiğinizde, tekrar tekrar aynı tepkileri verdikçe sinirle ve tepkiyle yaşamaya daha çok alışıyorsunuz. Değişmeye çalıştığımızda ise, beynin en temel nörolojik sistemine karşı geliyoruz. İşte bu yüzden değişmek çok zor. Peki bizi sigaradan, alışverişe, seksten yemeğe kadar pek çok şeye bağımlı yaşatan dopamini kandırmanın bir yolu var mı? İşin sırrı yeni sağlıklı davranış değişikliğiniz için kendinizi ödüllendirmekmiş. Yeni davranışı tekrarlayıp, her seferinde kendinizi ödüllendirdiğinizde beyin pozitif sonucu not ediyor ve yeni alışkanlığınızı kazanmaya başlıyorsunuz. Ama bu o kadar kolay değil. Çünkü değişim için kendinizi stres altına sokuyorsunuz. Strese karşı vücudun salgıladığı hormonlar değişimin en büyük düşmanı. Çünkü bu hormonlar, beynin karar vermek ile sorumlu ön lobunu engelleyip, bilinçli karar vermesini gerektirmeyen eski davranışlara geri dönmesine sebep oluyor.

KISIRDÖNGÜ
Stres hormonları , stresin azaltılması için sinyal gönderen duygusal merkezleri de uyarıyorlar. O zaman stresi azaltmak için neye yöneliyoruz? Şeker, sigara, alkol, alışveriş… Anlayacağınız, kısır bir döngü. Yaşam tarzınız alışkanlıklarınızı desteklediği sürece de istemediğiniz alışkanlıklardan kurtulmak çok zor. Dürtüleriniz, duygusal haliniz, karşınıza çıkan fırsatlar sizi amacınızdan kolayca caydırabiliyor. Buna rağmen, bazı insanlar bir sabah uyanıyorlar, değişmeye karar veriyorlar ve değişiyorlar. Çoğumuz içinse bunu başarmak çok zor. Nedeni genetik veya yetiştirilme şekli olabilir. Belki de bazı insanların beyinlerinin ön lobu diğerlerinden daha kuvvetli. Bilim halen araştırıyor. Eğer değişmekte zorlanan insanlardansanız, kendinizi zayıf olarak görmeyin. Tabii ‘ne yapayım, beynim böyle çalışıyormuş’ demek de mazeret değil, neye karşı olduğumuzu daha iyi anladığımız sürece değişmek için beynimizle çalışabileceğimiz stratejileri de geliştirebiliriz. Başarılı bir değişim, stres idaresini de gerektiriyor. Bu yüzden hayatımızda sağlıklı değişimler yapabilmek için günlük yaşantımızda yoga, meditasyon gibi rahatlama tekniklerinin önemi çok büyük. Hepsinden önemlisi, yeni değişimlerinizin kalıcılığı için dopamin sisteminizi harekete geçirecek ödüller bulun kendinize. Bunların hiçbiri kişisel gelişim saçmalığı değil, biyolojimiz böyle.

Elvan Demirkan

Sabah Gazetesi